Çantayı alıp seni bir binaya, öğretmen denilen bir kişiye bırakıp
gidiyorlar, sonra tanımadığın çocuklarla oyna,konuş müthiş bi salaklığın
içinde eğlen,coş... acayipti ilkokul. O zaman sınıf arkadaşlarım da bi garipti Yıldız, Neşe, Gül, Yasemin,Pelin,Melek....
(isimlere bak allasen pozitiflik yayıyor resmen aşk meyveleri; bi ben
Hatice, olayı tüm bozmuşum) hangisinden bahsetsem bilemedim;
palavracısı, gevezesi, 23 Nisan
töreninde altına yapanı... (Çiş değil).
Her
sabah okula giderken mutlaka biriyle karşılaşırdım. Sevmediklerim vardı ve karşılaşmamak için
evlerinin önünden hızlıca geçerdim ya da benden önde yürüdüğünü görürsem uzaklaşmak için daha yavaş yürürdüm;
bu çocukken geliştirdiğim,sosyal hayatta kullandığım ilk ve en büyük taktikti!
Okul uzak mesafe ve çocuksun, arkadaşla ne konuşulabilir? Ders, defter, boya, resim, izlerken çok eğlendiğim Süt Kardeşler, filmdeki gulyabaniden konuşabilirdim; ama Yasemin öyle mi? Kız annesinin cehennemli rüyasını o uzun yol
boyunca hiç susmadan anlattı anlattı anlattı... Üç beş katkı yapıp tekrar anlattı, bi şey söylemeye çalışsam 'Bi dakka ben anlatayım sonnna' deyip beni her
seferinde susturmuştu. Sonra sonra işte yol bitti! Ufacık çocuk halimle orta yaş bunalımlı teyzeler gibi
fenalık geçiriyordum. Artık eve dönüş rotam cadde üzerinden değil mahalleden
olacaktı. İşte tam böyle bir kararla devam ederken mahallenin biraz
ilerisindeki garip gözlüklü, kürdan bacaklı,kısa-kabarık saçlı Neşe okul yolu
arkadaşım oldu. Okulda ayrı takılıyoruk, tabi, öyle de saçmaydık .Bir Sabah nerden konu açıldıysa tavukların bana dört bacaklı
olduğunu söyledi. Hayır! İki bacak iki kanatları var taam mı! dedim.Kendinden
bi o kadar emin tekrar tavukların dört bacaklı olduğunu söyledi; köyde görmüş,
hayvanlar iki bacakla nasıl yürürmüş, tüm hayvanlar dört bacaklıymış, insanlar
iki bacaklıymış.... Yok iki bacaklı yea, dedim sustum. Okulda tüm gün boyuca
tavuk düşündüm! Emindim iki bacaklıydı ama Neşe denen manyak o kadar emindi
ki...evet kendimi sorguladım, kendimden şüphelendim! Çünkü çocuktum ve gerçekten tam bir salaktım. Okulda
kitaplara baktım , düşündüm düşündüm.... Okul bahçesindeki serçelere baktım ama tavuk bulmak lazımdı tavuk! İspatlamam lazım! Okul çıkışı tekrar
Neşe ile eve giderken ilahi bir güç tarafından gönderildiğini düşündüğüm tavuğu
yıkık duvarlı bahçede gördüm. Nasıl heyecan yaptım lan! Sanki 24'lü monami pastel boya bulmuş gibiydim. 'Neşe bak 2 tane bacağı var 4 tane yok!' Hayatımda bozularak
gülme ifadesini ilk bu kızda gördüm, bana: Ben dört tane demedim ki! Oha! Al bu da çocuk işte! 'Sabah demiştin ya' dedim, güldü omuz hareketiyle umurumda değil ifadesinde bulundu. Sanırım o bana
yalancı demek istedi ama umursamadım, kendimle anlamsız bir gurur duydum. Niye?
Tavuk bacağı yüzünden!!!? Olaya bak! Yanlışı kabul etmeme, doğrularına hep güvenme arasındaki olayı yakaladım sonra. Yanlış mı biliyorlar, doğrusunu mu biliyorsun? 'Ben gidip bi çay demleyeyim!' Bu da sosyal hayatta kullandığım çok alakasız bi taktik oldu. Yine de savunmaktan, ifade etmekten, çekinmeyeceğim tek bir doğru var: Tavuklar iki bacaklıdır ln Allah'ın manyağı
Neşe!!11!!1...asdsaflakfas





